Skip to content

Posts from the ‘Biyografi’ Category

23
Şub

Haseki Sultan Kimdir ?

TR :

Devşirme sistemi ile padişah evlilikleri

Saraya alınan cariyelerin büyük bölümü hizmet birimlerinde çalışırdı. Bunların en güzel ve kabiliyetli olanları padişahın hizmetinde, ona yakın olanlar da şehzadeler dairesine gönderilirdi. Bunlardan padişah hanımı olabilecek durumda olanlar Haznedar Usta’nın emrine verilirdi. O bunları yetiştirir ve efendisine yaraşır bir kadın olmasını sağlardı.

Bunların dışındakiler ise padişah hiç bir bakımdan irtibatta bulunmadığı gibi belki kendilerini ne görür ne de tanırdı. Bu bakımdan padişahın zaman zaman bütün cariyeleri toplayıp içlerinden en güzelini seçmesi gibi konular artık fantazi masallar olarak tarihteki yerini almışlardır. Has odalık olarak yetiştirilen cariyelerle padişah münasebette bulunduğunda şayet bunlar gebe kalırlarsa İkbal ve haseki adını alırlardı. Bunlar derecelerine göre Baş İkbal, İkinci İkbal, Üçüncü İkbal… denirdi. Sayıları yediye kadar çıkabilirdi. İkballer hanım veya hanımefendi diye çağırılırlar ve artık azad edilip saraydan ihraç edilmekten kurtulurlardı. Haseki Sultan tabirinin yerini zamanla Kadın veya Kadın efendi almıştır.

Hasekiliğe yükselen cariyeye samur kürk giydirilirdi. Hasekilerden erkek çocuk doğuranlara Haseki Sultan ünvanı verilir ve başına kıymetli taşlarla süslü bir altın taç takılırdı. Yine harem geleneği gereğince ona daire ayrılır, emrine kalfa ve cariyeler verilirdi.
Read moreRead more

Bu Yazı : volkan Tarafından (451 gün) 23 Şubat 2011 Tarihinde yazılmıştır. | 508 Kere Gösterilmiştir.
11
Şub

Thomas Edison Google.Com dan hatırlama

Google hatırladı
Thomas Alva Edison (d. 11 Şubat 1847 – ö. 18 Ekim 1931) 20. yüzyıl yaşamını icatlarıyla büyük bir şekilde etkileyen Amerikalı mucit ve iş adamıdır. Bazı icatları tamamen orijinal olmakla birlikte, eski icatların geliştirilmesi veya yönetimi altında çalışan yüzlerce çalışana aittir. Yine de Edison elinde bulundurduğu kendi adını taşıyan[1] Amerikan patentiyle tarihteki en önemli ve en verimli mucitlerden biri olarak nitelendirilir. Patentlerinin çoğu Amerika’nın haricinde Almanya, Fransa ve İngiltere onaylarına da sahiptir.

Read moreRead more

Bu Yazı : volkan Tarafından (464 gün) 11 Şubat 2011 Tarihinde yazılmıştır. | 628 Kere Gösterilmiştir.
26
Ağu

Turgut Özal ( 1927)- (17.04.1993)

GÖREV SÜRESi: 9 KASIM 1989 – 17 NİSAN 1993

1927 yılında Malatya’da doğdu. 1950 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi’nden Elektrik Mühendisi olarak mezun oldu. 1952 yılında A.B.D’ne giderek ekonomi tahsili gördü. Türkiye’ye döndükten sonra Elektrik İşleri Etüd İdaresi Genel Müdür Yardımcısı oldu ve Türkiye’nin elektrifikasyonu ile ilgili projelerde çalıştı.

1961-62 yılları arasında askerlik hizmetini Milli Savunma Bakanlığı Bilimsel Danışma Kurulu üyesi olarak ifa etti ve Devlet Planlama Teşkilatı’nın kurulmasına katkıda bulundu. Bu sırada, Ortadoğu Teknik Üniversitesi’nde ders de verdi.

Bir süre Başbakanlık Teknik Uzmanlar Kurulu Üyesi olarak çalıştı ve 1967-71 yılları arasında da Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı görevini yürüttü. Ekonomik Koordinasyon Kurulu, Para ve Kredi Kurulu, RCD Koordinasyon Kurulu ve AET Koordinasyon Kurulu başkanlıklarında bulundu.

1971-1973 tarihleri arasında Dünya Bankası’nda danışman olarak çalıştı. Türkiye’ye döndükten sonra çeşitli sınai kuruluşlarda çalıştı ve 1979 yılı sonlarına doğru Başbakanlık Müsteşarı olarak atandı. Aynı dönemde Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı görevini de vekaleten yürüttü.

12 Eylül 1980 müdahalesinden sonra kurulan hükûmete ekonomik işlerden sorumlu Başbakan Yardımcısı olarak atandı. 1982 yılında bu görevinden istifa etti. 1983 yılında Anavatan Partisi’ni kurdu ve aynı yıl yapılan genel seçimlerde partisinin başarılı olması üzerine hükûmeti kurmakla görevlendirildi ve böylece Türkiye’nin 19. Başbakanı oldu. 1987 yılında yapılan seçimler sonrasında tekrar hükûmet kurdu ve başbakan olarak görev yaptı.

31 Ekim 1989′da TBMM tarafından Türkiye Cumhuriyeti’nin 8. Cumhurbaşkanı olarak seçildi ve 9 Kasım 1989 tarihinde bu görevine başladı.

17 Nisan 1993 tarihinde geçirdiği bir rahatsızlık sebebiyle görevi sırasında vefat etti.

HAKKINDA YAZILANLAR

Turgut Özal
1983-1993
Fatih Emin
Risale Yayınları

Özal Hikayesi
Hasan Cemal
Doğan Yayıcılık

“Kimdir Turgut Özal? İnsan olarak, siyaset adamı olarak… Kişiliği nasıl oluşmuştur? Ya beslendiği kültürel ortam? Bu dünyaya ve öbür dünyaya bakışı… Kendisinde, ailesinde, partisinde yaşayageldiği Doğu-Batı ikilemi nedir? Vefalı bir insan mı? Kindar mı? İnatçı mı? Politikadaki güvenilirliği ve inandırıcılığı… Özal ve ABD… Özal ve asker… Özal ve hanedan… Ekonomide ve demokraside modeli… 12 Eylül’ün siyasal ortamında geçerli “haksız rekabet”le 1983′te iktidara tırmanışı… 1989′daki inişi… Bu süreci çok yakından izledi Hasan Cemal. Altı yılda yükseliş ve düşüş: tarihsel süreç içinde, ancak bir an sayılabilir bu. Hasan Cemal bu anı fotoğrafladı ve ortaya Özal Hikayesi çıktı. Özgün bir yapıttır Özal Hikayesi; eksiğiyle fazlasıyla Özal’ın kendisidir. Çekilen fotoğraf, tarihi yakalamaya dönük bir çaba sayılabilir. Tarihi yaşarken yakalamak… Evet, belki de olanaksız. Ama bir gazeteci vazgeçemez bundan. Akıp giden zamanın gelecekteki öyküsünü bugünden ele geçirmeye çalışır. Çünkü her şeyden önce çağının tanığı olmak ister. Onun için sürekli kıpır kıpırdır gazeteci. Suyun yüzüne vuranla yetinmez. Sahnenin arkasındakini sergilemeye çalışır çoğu kez. Turgut Özal da sahnede yıllarca kaldı… İşte böyle bir çabanın ürünüdür Özal Hikayesi…”

Read moreRead more

Bu Yazı : volkan Tarafından (632 gün) 26 Ağustos 2010 Tarihinde yazılmıştır. | 403 Kere Gösterilmiştir.
26
Ağu

Sibel Kekilli Meydan Okudu – Hayatı

“Siz kendi namusunuza bakın!”

Erkekler hem kınıyor, hem filmlerini arıyor piyasada… Düne kadar hiçbir derdine koşmayan akrabaları, ayıplıyor. Onu Almanya’da kimsesiz bırakan yetkililer birden ödül aldı diye sahipleniyor. Ve Sibel Kekilli soruyor: “Sizce hangimizinki porno?


Üzerinde Almanca ‘Duvara Karşı’ yazan bir tişörtle geldi söyleşiye…
Elinde küçük bir ayıcık taşıyan bir kız çocuğu gibi…
‘Ayıcık’, büyük ödül ‘altın ayı’…
“Küçük kız çocuğu” ise yaşıtlarına göre bir hayli görüp geçirmiş bir star…
Çocuksu yüzü çoğu zaman neşeyle gülümsüyor; sevmediği bir konu açıldığında ise bulutlanıyor.
Hayatı, Duvara Karşı’nın başrol oyuncusu Sibel’inkine öylesine benziyor ki…
Bu öyküde ’60′larda yüzbinlerle Almanya’ya göçmüş koca bir kafilenin serüveni gizli….
Davul zurnayla uğurlanışlarından 40 yıl sonra o koca kafileden geriye, tabutlar içinde ülkelerine dönmüş dedeler, saçlarını, dişlerini Alman fabrikalarında dökmüş babalar ve ne Türk, ne Alman olamayıp arada ezilmiş 3. kuşak gençler kaldı.
Duvara Karşı’daki gençler bunlar…
Fatih Akın’ın deyişiyle “Almanya’nın zencileri.”
O yüzden rap dinliyor, evden kaçıyor, uyuşturucu alıyor, intihar ediyor, porno film çekip para kazanıyorlar.
Sibel’in hayatında 3 kuşak sürmüş ve yüzbinlerce ailenin darmadağın olmasına yol açmış bir fiyaskonun bütün ipuçları gizli. Read moreRead more
Bu Yazı : volkan Tarafından (633 gün) 26 Ağustos 2010 Tarihinde yazılmıştır. | 3.859 Kere Gösterilmiştir.
22
Ağu

Fatih Sultan Mehmed ( 11.01.1432)- (26.02.1481)

Yedinci Osmanlı padişahı ve İstanbul’un Fatihi.
Saltanatı: 1451-1481
Babası: II. Murat Han – Annesi:Hatice Alime Hüma Hatun
Doğumu: 30 Mart 1432 Vefatı: 3 Mayıs 1481

Sultan Murat Han, oğlu şehzade Mehmet’i yalnız din ve fen ilimlerinde yüksek bir tahsil yaptırmak ve bir takım kültür dillerine (Arapça, Farsça, Latince, Yunanca ve Sırpça) sahip olarak yetiştirmekle kalmadı. O, bu kudretli ve kabiliyetli şehzadeye tecrübeli devlet adamlarından ve büyük alimlerden müteşekkil yüksek bir muhiti, maddi-manevi bakımlardan devrin en üstün bir ordusunu ve nihayet bütün düşmanlarını ve Haçlı ordularını yere seren rakipsiz ve sağlam bir devleti de miras bırakmıştı.

Bununla beraber 21 yaşında tahta oturan genç Hakan, daha ilk günlerde devleti ve ordusunu daha büyük hamleler yapacak bir kudrete ulaştırdı. Şehzadeliğinden beri bir an önce İstanbul’u fethetmek ve Hazret-i Peygamber’in “Konstantiniyye (İstanbul) muhakkak fethedilecektir. Bu fethi yapacak hükümdar ne güzel hükümdar ve onun askerleri ne güzel askerdir.” müjdesine mashar olmak istiyordu. Bu gaye ile askerî tarihin kaydettiği ilk büyük ateşli silahlar ve toplar ile ordusunu dayanılmaz bir kudret haline getirdi. Ayrıca 1000 yıllık tarihi boyunca bütün muhasaraları muvaffakiyetsizliğe uğratan surları aşmak için seyyar kuleler kurdu. Nihayet 6 Nisan’da başlayan kuşatma, 22 Nisan’da Fatih’in donanmayı Beşiktaş’tan Haliç’e indirmesiyle çok şiddetli bir duruma girdi. 29 Mayıs 1453′te yapılan son taarruzla şehri alarak Ortaçağ’a son verdi.

Beyaz bir at üzerinde ve muhteşem bir alayla Topkapı’dan şehre giren Fatih Sultan Mehmet, doğruca Ayasofya’ya gitti. Kapıya gelince attan inip, secdeye vardı. Mabedi temizletti, tasvirlerden kurtardı ve ilk Cuma namazını orada bütün gazilerin sevinç ve heyecanları içinde kıldı. Daha sonra Ayasofya’nın kıyamete kadar cami kalmasını yazılı vasiyet ve vakıf eyledi.

Read moreRead more

Bu Yazı : volkan Tarafından (637 gün) 22 Ağustos 2010 Tarihinde yazılmıştır. | 388 Kere Gösterilmiştir.