• HABER,  YAZI

    Microsoft, sessiz sedasız Edge tarayıcısını sisteme yükledi

    Windows, macOS, iOS ve Android platformlarına gelen bu tarayıcı maalesef ki fazla tutulmamıştı. Microsoft da yeni tarayıcısını ön plana çıkarmak için yeni girişimlerde bulunuyor.

    Microsoft’un KB4541301, KB4541302 ve KB4559309 güncellemeleri ile Edge’i tüm bilgisayara yükleyeceği iddia edilmişti. Bugün ise iddialar doğru çıktı ve Microsoft, Edge’i otomatik olarak tüm Windows 10 PC’lere yükledi.

    Kritik güncelleme adı altında yüklenen yeni güncelleme ile internet tarayıcısının da yüklenmesi kullanıcıları pek hoşnut edecek gibi görünüyor. Güncelleme yüklendikten sonra PC yeniden başlatılıyor. Yeniden başlatılan PC açıldığında kocaman Edge’in ekranı açılıyor. Bu ekran CRTL+W veya ALT+F4 tuşları ile de kapatılmıyor. Görev yöneticisini açarak işlemi sonlandırmanız gerekiyor ya da Edge’in kurulumunu tamamlamanız gerekiyor.

    Microsoft’un güvenlik için şiddetle tavsiye ettiği Edge’e bir şans vermenizi şiddetle tavsiye ediyoruz. Google Chrome’un tabanı ile geliştirilen bu tarayıcı, Chrome eklentilerinin büyük bir bölümünü de destekliyor.

  • VİDEO

    Bermuda Şeytan Üçgeninin gizemi çözülebilir mi?

    Bermuda Şeytan Üçgeni, Atlantik Okyanusunda, geçmişte çok sayıda uçak ve geminin kaybolduğu bölge. Eskiden manyetik olduğu sanılan fakat günümüzde okyanus akıntılarının etkisiyle oluşan bir doğal gaz kaynağına ev sahipliği yaptığı düşünülen bir alandır. Bu bölge Amerikan sahil koruma örgütünün 7 nolu bölge müdürlüğünün 5720 sayılı sirküler yazısında şöyle tarif edilmektedir: “Bermuda üçgeni ya da şeytan üçgeni diye anılan hayal ürünü yer, Atlantik’te, ABD’nin güneydoğu kıyılarında, açıklanamayan gemi, tekne ve uçak kayıplarının çok yüksek oranda yer aldığı bir alandır. Bu üçgenin köşelerinde Bermuda, Florida’daki Miami, ve Puerto Rico’daki San Juan olduğu kabul edilmektedir.

    Uzun yıllar boyunca kimsenin tatmin edici bir açıklama getiremediği bu esrarengiz olay, içinde bilim insanlarının da bulunduğu pek çok insan tarafından “doğaüstü bir takım güçlerin eseri” zannedildi. Bu açıklamalar arasında kayıp kıta Atlantis’in orada bulunup (bu düşünceyle paralel olarak Atlas Okyanusu ismini almıştır) Kayıp Kıta’nın hiçbir zaman anlaşılamayan teknolojik ve manyetik kayıp aygıtlarından birinin etkisinden veya o bölgenin defalarca Dünya dışı varlıkların ziyaretlerinde orada yarattıkları manyetik alanın bir etkisi olduğu, hatta Kristof Kolomb’un bile tuttuğu günlüklerde, o bölgede gökyüzünde uçan tanımlanamaz cisimlerden bahsedildiği iddia edilmiştir. Öte yandan meydana gelen olayları ani hava değişimleri, metan gazı çıkışı, gel-git dalgaları, sıcak su akıntısı gibi nedenlere dayandıranlar da olmuştur. Bu esrarengiz üçgen ile ilgili olarak yapılan son iddia ise uzun yıllardır devam eden araştırmaların birkaç yıl önce bir sonuç verdiğinin iddia edilmesi ile ortaya çıktı. Bu son iddiaya göre tüm bu gizemli olaylar aslında basit bir doğal gaz meselesi idi.

    Yer altından fışkıran doğal gazlar, sadece yüksek kara parçalarından değil, deniz ve okyanus tabanlarından da çıkarlar. Çünkü deniz tabanları da üstü suyla kaplanmış alçak kara parçalarıdır. Ancak, okyanusların derinliklerindeki bölgelerden çıkmak isteyen doğal gazlar, oradaki çok düşük ısının da etkisiyle katı hâle dönüşürler ve “hidrat” denilen beyaz ve tebeşirimsi bir madde hâline gelirler. Çok derinlere dalabilen robot kameralarının bu bölgedeki karbeyaz okyanus tabanını ve bazı gemi enkazlarinı resimlemesinden sonra konuya şu bilimsel açıklama getirilmiştir: Bu bölge, Gulf Stream denilen sıcak su akıntısının da geçtiği yerdir. Tabanın bazen ısınması yüzünden, bu “tebeşir gazlar” erir ve sudan hafif oldukları için yüzeye doğru yükselirler. O anda, tabandan yüzeye kadar suyun yoğunluğu azalır. O sırada oradan geçen ne varsa, derin bir kuyuya düşer gibi hızla okyanusun dibini boylar. Çünkü, yoğunluğu düşen su, gemileri taşıyacak kaldırma kuvvetini oluşturamaz. Gazın yükselmesi sona erince yoğunluk tekrar eski haline döner ve geride hiçbir iz kalmadan kocaman gemiler kilometrelerce derine gömülmüş olurlar.

    Uçakların düşerek kaybolması ise yine aynı sebeptendir. Yüzeye çıkan doğal gazlar, havadan da hafif oldukları için yükselmeye devam ederler. Bu kez yoğunluk azalması, bölgenin üzerindeki atmosferde oluşur. Oradan tesadüfen geçen jet motorlu veya pervaneli bir uçak hemen irtifa kaybeder ve motorları durur. Çünkü, jet motorlarındaki benzinin yanması için oksijene ihtiyaç vardır ve düşük yoğunluklu havanın içindeki oksijen miktarı motorların çalışması için yeterli değildir. Pervaneli uçakta ise uçağın havada kalabilmesi için uçağa etkiyen kaldırma kuvveti, havanın yoğunluğu düşmesinden dolayı azalır. Böylece uçak da, hızla okyanus tabanına doğru inişe geçer.

  • YAZI

    Anadolu Üniversitesi – Yaz Okulu Kaldırılıp yerine Üç Ders Sınavı Getirilmesi

    1-İnsanlar bir yıllık planlarını üniversitenin hazırladığı akademik takvime göre yaptılar.

    2- Bir çok öğrenci bir yıldır KPSS ALES ve DGS ye hazırlandı ve harçlar yatırıldı.

    3- Bir önce ki karara göre 3 ders sınavı kaldırıldı yerine yaz okula getirildi, kurallar gereği öğrenciler bir üst sınıftan ders alabiliyorlardı şimdi ise yaz okuluna üst sınıftan ders bırakanlar mezun durumunda olsalar bile üç ders sınavına giremiyor ve mezun olamıyorlar.

    4- Bir çok öğrenci mezun olmaya bir ay kaldığı için bir çok firmaya iş başvurusunda bulundu zaten zorlu geçen Pandemi sürecinde bir mağduriyet de ANADOLU AÖF yaşatmamalı.

    5-Sınava günler kala bu şekilde karar alınmasının hukuksuz olduğunu düşünüyor ve yaratılan mağduriyetin en kısa zamanda giderilmesini tekrar Akedemik Takvimde ki gibi yaz okulu sistemine geçilip öğrencilerin hayalleriyle ve bu zor süreçte ki maddi imkanlarıyla oynanmamasını istiyoruz.

    5-Farklı Açıköğretim Fakülteleri’ndeki uygulamaların değişmediği öğrencilerini mağdur etmediği de lütfen gözününde bulundurulsun.

  • YAZI

    Homo Sapien(s)’in Ölümü

    Bu senenin dünya çapında en çok konuşulan kitabı Yuval Noah Harari’nin Sapiens’i oldu kuşkusuz. Herkesin kütüphanesine girdi, edebiyat listelerinde yerini tüm yıl korudu. Yılın son günlerinde ise Sapiens’in devam kitabı Homo Deus raflardaki yerini aldı. Harari’nin gözünden insan türünün geçmişi, bugünü ve yarını üzerine bir inceleme…

    ‘’Henüz adım atmadığımız gelecek öngörülebilir, havasını koklamadığımız uzak geçmiş tahmin edilebilir mi?’’nin cevabını edebiyat genelde özgün bir anlatı içinde, bazen varmak istediği sonucu çok da hissettirmeden, bir öykü kurgusunda arar. Sapiens bu alana Yuval Noah Harari’nin, bir tarihçinin, açısından insanlığın 70 bin yıllık yolculuğuna hızlı bir bakış niteliğinde. Belki de bugün içinde bulunduğumuz kargaşadan sıyrılıp kendimizi anlamak için kısa bir kaçış deneyimi.